Orta Çağ’dan Modern Hukuka Uzanan İlginç Bir Hukuki Kavram, “Deodand”
- armahukukarabulucu
- 28 May 2025
- 2 dakikada okunur
Günümüz hukukunda, bir suç işlendiğinde sorumluluk genellikle faile atfedilir. Ancak tarihin tozlu sayfalarında, cansız nesnelerin bile bir olayın sonuçlarından "sorumlu" tutulduğu, oldukça ilginç bir hukuk kavramı bulunur, Deodand.
"Deodand" terimi, Latince “deo dandum” yani “Tanrı’ya adanacak olan” ifadesinden türetilmiştir. Özellikle Orta Çağ İngiliz hukukunda ortaya çıkan bu uygulama, bir kişinin ölümüne neden olan cansız bir nesnenin (bir at arabası, bir değirmen taşı, hatta bazen bir hayvan bile) devlete veya hayır kurumlarına bağışlanması ya da satılarak elde edilen gelirin yoksullara dağıtılması anlamına geliyordu.
Neden Bir Tahta Parçası Suçlu Bulunsun Ki?
Deodand'ın ardındaki mantık, modern akılcılıktan oldukça farklıydı. Bir nesne bir ölüme neden olduğunda, o nesnenin "lanetli" veya "kirlenmiş" olduğuna inanılırdı. Amaç, ölen kişinin ruhunun huzura kavuşması için bir tür kefaret sağlamaktı. Bu, günümüzdeki "kusur" veya "ihmal" kavramlarından ziyade, daha çok dini ve manevi bir anlam taşıyordu. O dönemde, kazara ölümler dahi, doğaüstü bir etki veya "şeytanın işi" olarak yorumlanabilirdi. Deodand, bu tür ölümlerin ardındaki manevi yükü hafifletmek ve toplumu yatıştırmak için bir mekanizma görevi görüyordu.
Bir zamanlar, İngiltere'nin kırsalında, genç bir çiftçi adayı olan Thomas, yeni aldığı baltasını denemek için ormana gitmişti. Ağaç keserken, balta elinden kaydı ve yakınlarda duran küçük kardeşinin başına isabet etti, onu anında öldürdü. Köy halkı yasa boğuldu. Mahkemeye çıkarılan balta, "şeytanın etkisiyle cinayet işlediği" gerekçesiyle Deodand ilan edildi. Demirciye verilen balta eritildi ve elde edilen madenle köyün fakirlerine kapı kolları yapıldı. Böylece baltanın "günahı" temizlenmiş, genç ruh da huzura kavuşmuştu. Bu hikâye, o dönem insanlarının nesnelerle kurduğu mistik bağı ve adalet arayışlarını ne kadar derinden etkilediğini gösteriyor.
Tuhaf Uygulamalar ve Sonun Başlangıcı
Deodand uygulaması, nesnenin değeri ne olursa olsun geçerliydi. Bazen bir gemi, bazen bir at, bazen de sadece basit bir merdiven, bir ölüme neden olduğunda deodand ilan edilebilirdi. Ancak zamanla bu uygulama, modernleşen hukuk anlayışıyla çelişmeye başladı. Özellikle Sanayi Devrimi ile artan makine kazaları, deodand'ın saçma ve adaletsiz görünmesine yol açtı. Bir fabrikanın devasa makinesinin veya hızla ilerleyen bir trenin sebep olduğu ölümlerde, koca bir trenin deodand ilan edilip yoksullara dağıtılması pratik olmaktan çıktı.
19.yüzyılın başlarında, hızla gelişen demiryolu ağında trajik bir olay yaşanmıştı. Bir tren, raydan çıkarak yakındaki tarlada çalışan bir köylünün ölümüne neden oldu. Geleneksel hukuka göre, bu trenin deodand ilan edilmesi gerekiyordu. Ancak demiryolu şirketi, yüzlerce yolcu taşıyan koca bir lokomotifin sökülüp satılması fikrine şiddetle karşı çıktı. Bu olay ve benzerleri, Deodand yasasının ne kadar çağ dışı kaldığını gözler önüne serdi. Artık makinelerin "lanetli" olduğuna inanmak yerine, kazaların gerçek nedenleri ve insan hatası üzerine odaklanmak gerekiyordu.
Bu nedenle, 1846 yılında İngiltere'de çıkarılan bir yasa ile Deodand Yasası resmi olarak kaldırıldı. Bu, hukuk tarihinde önemli bir dönüm noktasıydı; artık cansız nesnelerin bir ölümden sorumlu tutulması fikri terk edildi ve odak, kazaların gerçek nedenlerine ve insan faktörüne kaydı.
Deodand, bize eski hukuk sistemlerinin ne kadar farklı düşünebildiğini ve modernleşmeyle birlikte hukukun nasıl evrildiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.


Yorumlar