top of page

Weregild: Ortaçağ’ın Bedelli

  • Yazarın fotoğrafı: armahukukarabulucu
    armahukukarabulucu
  • 28 May 2025
  • 2 dakikada okunur

Weregild: Ortaçağ’ın Bedelli Adaleti

İnsanlık tarihi boyunca adalet arayışı, zamanın ruhuna ve toplumların yapısına göre farklı biçimlerde tezahür etmiştir. Bugün “ceza” dediğimiz kavram, her dönemde aynı anlamı taşımamıştır. Ortaçağ’ın kuzey Avrupa toplumlarında, suçun karşılığı yalnızca zindana atılmak ya da infaz edilmek değil, kimi zaman da altınla, gümüşle ya da sığırla ödenen bir bedeldi. Bu bedelin adıydı weregild.

Kelime, Eski İngilizce’deki “were” (adam) ve “gild” (ödeme, diyet) sözcüklerinden türemiştir. Latince karşılığı olmayan, yerli ve köklü bir hukuki terimdir. Anglo-Sakson, Frank, Sakson ve diğer Cermen topluluklarında, bir insanın öldürülmesi ya da ağır şekilde yaralanması durumunda, failin mağdurun ailesine belirlenen miktarda ödeme yapması, davanın kapanmasını sağlar; böylece kan davası önlenmiş olurdu.


Toplumsal Hiyerarşi ve İnsan Bedeli

Weregild yalnızca bir tazminat değil, aynı zamanda bir toplum aynasıydı. Zira herkesin değeri eşit biçimde ölçülmezdi. Bir asilzadenin weregildi 1.200 şilin iken, bir köleninki çoğu zaman sahibine ödenen düşük bir meblağ ile sınırlıydı. Hatta bazı dönemlerde köleler için weregild ödenmesi gerekmezdi, çünkü onların hukuken “şey” statüsünde görüldüğü olurdu.

Franklar arasında Kral Clovis’in 6. yüzyılda çıkardığı Lex Salica adlı kanun derlemesinde, farklı toplumsal sınıflara ait bireylerin weregild miktarları ayrıntılı olarak listelenmiştir. Örneğin, bir özgür adamın başına vurulması hâlinde 15 solidus, ama bir piskoposun elbisesine zarar verilmesi hâlinde 45 solidus gibi ayrıntılar yer alır. Bu, sadece cezalandırmanın değil, aynı zamanda saygının ve toplumsal statünün hukuki ölçütlere bağlandığını gösterir.


Adaletten Uzlaşmaya: Bir Hukuk Anlayışının Yansımaları

Weregild, modern hukuk sistemlerine doğrudan miras bırakmamıştır; fakat onun dayandığı ilke –zararın giderilmesi ve kanın dökülmesini önleyen telafi– günümüzün tazminat hukuku, mağdur hakları ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinde hâlen yaşamaktadır.

Bu tarihî sistemde adalet, sadece devletin elinde bir güç aracı değil, topluluğun barışını koruyan bir dengedir. Weregild bu yönüyle, adaletin cezadan çok onarma, misillemeden çok düzen sağlama yönünü temsil eder.


Geçmişin Yankısı

Bugün bir mahkeme salonunda dile getirilen “tazminat” talebi ile 1.000 yıl önce bir mecliste konuşulan weregild arasında doğrudan bir bağ yok gibi görünebilir. Ancak her ikisi de aynı temel soruya cevap arar: Haksızlık karşısında barış nasıl sağlanır?

Weregild, tarihî bağlamı içinde değerlendirildiğinde, hukuk tarihinin yalnızca bir ayrıntısı değil; adaletin toplumsal yönüne dair derin bir kavrayışın ürünü olarak karşımıza çıkar.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page